12 Eylül darbesi gibi başarıya ulaşarak milyonlara acı çektirmiş 28 Şubat darbesi de yargılanıyor. Çevik Bir ve komutası altında darbenin “mutfağında” yer alan 18 emekli komutan tutuklandı.

ÇEVİK BİR YETMEZ

“İntikam alınmamalı” sözleri darbenin arkasındaki güçleri saklama, yargılmayı sınırlı tutma girişimidir. 28 Şubat davası, darbenin tüm sorumlularını kapsayarak genişletilmelidir.

Dünün korku salan generalleri, binlerce faili meçhul cinayetin sorumlusu Mehmet Ağar gibilere ilk kez dokunuluyor. Ancak Kürt sorunu çözülmediği sürece gerçek bir demokrasiye ulaşmak hayal.

Durmadan siyaseti biçimlendiren eski genelkurmay başkanları şimdi hesap veriyor. Şimdiki Genelkurmay Başkanı Özel ise “Kürtçe eğitime karşıyız” diye gazetecilere demeç vererek aynı şeyi yapıyor. PKK’ye karşı savaş sürdükçe generaller ayrıcalıklarını koruyacak.

Onurlu barış, eşit kardeşlik sağlanmadan özgürlükler kazanılmayacak.

Darbeciler, JİTEM’ciler, katiller hapishaneye gönderilsin. Tutuklu 7 bin BDP’li barış için serbest bırakılsın!

Newroz yasağını savunan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, meclis kürsüsünde yine nefret saçtı. BDP tarafında hakkında verilen soru önergesini yanıtlayan Şahin, 2 milyon 700 bin seçmenin oyunu almış legal parti BDP’yi KCK’nın uzantısı olmakla, ülkeyi bölmek ve yıkmakla suçladı.

TBMM kürsüsünden yaban domuzu ve yanında iki kişinin fotoğrafını açarak PKK’yi Zerdüşt ve dinsiz ilan etti. Dinsiz olmayı bir suç gibi göstererek, dindar Türkleri Kürt hareketine karşı din temelinde kışkırttı.

İdris Naim Şahin tehlikelidir. Bakan, dindarları BDP ve PKK’ye kışkırtarak asıl bölücülüğü yapıyor.

İdris Naim Şahin ve zihniyeti barışa engeldir. İdris Naim’i bakanlık kotuğunda oturtup Kürtlerin üzerine süren Erdoğan ırkçılığın, nefret suçlarının da ortağıdır. İçişleri Bakanı derhal görevden alınsın!

Mehmet Ağar, 16 yıllık Susurluk çetesi davasından 2 yıl hapis cezası aldı. Bu satırlar yazıldığında hakkında yakalama emri verilmişti.

90’larda emniyet müdürü ve İçişleri Bakanı olan Ağar’ın adamlarından özel harekatçı Ayhan Çarkın ifadelerinde “Faili meçhul cinayetlerin elebaşısı Ağar’dır” demişti. İki yıl hapis yetmez! Ağar binlerce faili meçhul cinayetin hesabını vermelidir.

Türkiye’de işçi hareketin bir dizi sorunu var. İşçi hareketi herşeyden önce bölünmüş. En az alti konfederasyon var. He iş kolunda en az üç sendika birbirleriyle rekabet ediyor ve bazı iş kollarında aynı konfederasyon için de bile birden çok sendika var.

# Herşeyden önce sendikal hareketin birliğini savunmak, her iş kolunda tek ve güçlü bir sendikanın oluşmasını sağlamak gerekiyor.

İkinci olarak Türkiye’deki bütün örgütlenmeler de olduğu gibi sendikaların yapıları antidemokratik.

Bu sorunun cevabı çok kısa ve açık: Hayır. DSİP iktidarı ele geçirmek istemiyor ve zaten sosyalistler arasındaki en önemli ayrılık konusu bu sorunun cevabında yatar.

DSİP, aşağıdan sosyalizmi savunur. Yani işçi sınıfının kurtuluşu demek olan sosyalizmi işçi sınıfının kendi eylemi olarak görür.

İşçi sınıfının büyük yığınları kendi kurtuluşları için harekete geçmeden ve iktidarı bu büyük yığınların eylemi kazanmadan sosyalizmden bahsedilemez.

Çalışma Bakanı Faruk Çevik bir gazete ile yaptığı söyleşide Türkiye’de çalışan 11 milyon kişinin sadece yüzde 8’inin kıdem tazminatı alabileceğini ve bunun da 800 bin kişi ettiğini söylemiş. Bakan’a göre bu 800 bin kişiden de sadece kamu kesiminde çalışan 350 bin kişi gerçekten yararlanabilir.

Bakan, bir hükümet için tüzkarasi olan bu durumu açıkladıktan sonra yeni önlemler alınması gerekini vurguluyor.

12 Eylül’den sonra 28 Şubat da yargılanıyor.

Sosyalist İşçi ve DSİP, 28 Şubat darbesine gerçekleşirken karşı çıkmıştı. O gün emekçilerin darbecileri yenceğini söylemiştik, haklı çıktık.

İki yıl önce, darbenin 13. yıldönümünde Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu’nun çağrısıyla İstanbul’da ve 42 ilde eşzamanlı olarak sokağa çıkan 50 binden fazla insan generallerin “1000 yıl sürecek” dediği 28 Şubat’a “erken final” yaptırmıştı. Bin yılın sonunu sokakta ilan eden darbe karşıtları kazandı.

2001’den bu yana Afganistan’da işgalci NATO’nun bir parçası olarak yer alan Türkiye askeri birliği 15 Nisan’da ilk kez Taliban’la çatıştı. Ülkede “barışçıl” ve “insani” amaçla yer aldığı savunulan 1800 Türkiye askerinin işgal gücü olduğunu söyleyen Küresel BAK birliklerin derhal geri çekilmesini istedi.

Maraş’ta AKP İl Başkanı Atıf Şirikçi’ye ait kot boyama fabrikasında meydana gelen patlama sonucu 4 işçi öldü, 9 işçi yaralandı.

Ölen işçiler yan yana toprağa verilirken geride acılı aileleri kaldı. İşçiler ölmeye devam ediyor, hükümet ise patronlara göz yummaya devam ediyor.

Bütün sendikalar işçi güvenliği için ortak mücadeleye!

28 Şubat darbesi ile birlikte YÖK üniversitelerde ideolojik saldırının araçları olarak bir dizi komite kurdu. Bu Milli Komiteler Yönetmeliği’ne bağlı kurulan bir komite de Türk Ermeni İlişkileri Milli Komitesi idi.

YÖK son aldığı bir kararla bu komiteleri iptal etti.

Türk Ermeni İlişkileri Milli Komitesi, devletin soykırım konusundaki resmi görüşünü üniversitelerde hakim kılmayı amaçlamaktaydı.

14 üyesi olan komitenin üyelerini MİT ve Genelkurmay belirliyordu.

1863’te kurulan Darüşafa-ka’nın tüzüğündeki “Türk” ve “İslam” ibaresi kaldırılarak yerine “Türkiye cumhuriyeti vatandaşı” şartı kondu.

Babasını kaybetmiş çocuklara parasız eğitim vermek için kurulan devlet okulunda yapılan bu değişiklik bütün devlet kurumlarında uygulanmalı.

Bu ülkenin nüfusunun önemli bir kısımının yok edilişinin üzerinden 97 yıl geçti. Bir halk neredeyse tamamen imha edildi. Geriye kalanlar için ise çok zor bir hayat başladı. Her fırsatta aşağılandılar, hakarete uğradılar ama ülkelerinden ayrılmadılar. Zorluklara göğüs gererek yaşamaya devam ettiler.

Ermeniler, 1915 yılında bir soykırıma uğradı. 1.5 milyon Ermeni imha edildi ya da zorla topraklarından koparılarak Suriye’ye yollandı ve orada toplama kamplarına tıkıldı.

Ermeniler, 1915 yılında Osmanlı nüfusu içinde önemli bir yere sahipti. Bazı kentlerde çoğunluktu. Şimdi ise geriye 50-60 bin Ermeni kaldı. Daha çok İstanbul’da.

 

Annan planı yürürlüğe girdi. Esad ordusu ateşkes ilan etmesine rağmen sağda solda Suriye halkına saldırmaya devam ediyor. Aynı şekilde muhalefetten “yazılı teminat” istemesine ve kimse böyle bir şey yapmamasına rağmen de ateşkese uyacağını ilan etti.

Şimdi Rusya ve Çin’in de onayı ile Suriye’ye ateşkesin ne şekilde uygulandığını tepit edecek gözlemciler yollanıyor. BM bu kararı aldı.

Bütün gelişmeler Suriye’ye Afganistan, Irak ya da Libya gibi bir askeri müdahale yapılmayacağını gösteriyor.

İran önce “İstanbul’da toplantı yapmam” dedi. Laikçi ulusalcılar şeriat uygulayan İran’ın bu tutumuna çok sevindiler ama sonunda toplantı İstanbul’da yapıldı.

Toplantının ayrıntılarını bilmiyoruz ama görüşmeler bu kez Bağdat’ta devam edecek.

Görüşmelerin devam edecek olması ve sızan haberler ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere ile İran’ın anlaşma zemini içinde olduklarını gösteriyor.

Emperyalist ülkeler arası silahlanma yarışında dengeler değişmeye başladı.

2011 yılında 711 milyar dolar silahlanma harcaması yapan ABD açık ara ile en başta. Onu artık Çin izliyor. Geçen yıl 143 milyar dolar silahlanma harcaması yapan Çin silahlanma harcamalarını 2002’den bu yana yüzde 176 arttırdı.

Rusya’da 72 milyar dolar silahlanma harcaması yaparak 2011’de yaşadıkları kriz nedeniyle harcamalarını azaltan İngiltere (62.7) ve Fransa’yı 62.5) geride bıraktı. Rusya’nın 2015’e kadar silahlanma harcamalarını yüzde 53 arttırması bekleniyor.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası