Yeni bir darbe planı daha açığa çıktı. Adı Balyoz. Balyoz harekatı. Fatih Camii'ni bombalamak da var bu darbe planında, kendi jetini düşürüp Yunanistan'la savaş hali yaratma niyeti de.

Giderek netleşiyor ki 2000'li yıllar, AKP'nin iktidar olmasıyla birlikte nerdeyse her ay bir darbe planı yapmış generaller. Sadece plan yapmakla da yetinmemişler, girişimlerde de bulunmuşlar. Bu girişimlerin özünde ise toplumu ırkçılık ve milliyetçilik temelinde yeniden ve yeniden şekillendirmek yatıyor. Basından kitle örgütlerine, siyasi partilerden derneklere kadar her türden örgütlenme darbeyi meşrulaştıracak kitlesel zeminin yaratılması için zorlanmış durumda.

Taraf Gazetesi 2003'te planlanan, en ufak noktalarına kadar detaylandırılan Balyoz Darbe Planı'nı yayımladı.

Balyoz Güvenlik Harekatı Planı ve bu planlanan hizmet eden 4 ayrı darbe planında görev alanlarda belgelerde yer alıyor. 29'u general, 133'ü subay olmak üzere 162 askerin isminin yer aldığı darbe planlarında ıslak ve orijinal imzalarla, toplantıların ses kayıtları da bulunuyor.

Yeni bir sol partinin inşa edilmesi için çalışmalar, toplantılar sürüyor. Bir çok şehirde toplantılar yapılıyor. Çalışmalar ilerledikçe aktivistler arasında nasıl bir partiye ihtiyaç olduğu ve böyle bir partinin nasıl kurulması gerektiği daha yoğun bir biçimde tartışılıyor.

Yarılma

Yeni ve kitlesel bir sol parti ihtiyacı Sosyalist İşçi tarafından 2001 yılından beri dile getiriliyor. Bu ihtiyacın binlerce insan tarafından dile getirilmeye başlanmasın soldaki büyük bölünmeyle yakından ilgisi var.

Yeni bir sol parti gerçekten kitlesel ve gerçekten yeni olacaksa, bu partinin politik ve örgütsel ruhunda radikalizme ihtiyaç var. Türkiye'de geleneksel tüm partiler, liderlik sultası adı verilen, parti yönetiminin bürokratik deformasyonu, karar alıcı ve itiraz edilmez otoritesi, şeffaf olmayan işleyişiyle maluldür.

Alper Ard
Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez, Venezuella parlementosunda geçtiğimiz gün yaptığı senelik konuşmasında kendisini Hristiyan bir Marksist olarak gördüğünü söylemiş. Chavez'in dindarlığı sol çevrelerde zaten biliniyor. Bu yüzden bu yeni bir haber değil. Aksine yeni haber Chavez'in dindar dünya görüşünü korurken sosyalist söylemini gittikçe daha radikal bir hatta ifade ediyor olması. "Marksist olduğumu ilk defa ifade ediyorum," diyor Chavez ve açıklama ihtiyacıyla ekliyor "daha doğrusu kendimi ilk defa Marksist olarak ifade ediyorum." Chavez gerçekten de daha önce olduğundan daha keskin ve kendinden daha emin konuşuyor. Marks'ın Kapital'ine ve Lenin'in Devlet ve Devrim'ine atıf yapıyor, şu an başında bulunduğu burjuva devletin yok olması gerektiğini söylüyor. Bunlar harika sözler, DSİP ve diğer sol partiler için.

Avi Haligua
Royal Caribbean Cruise Lines'a ait 4 bin 370 yatak kapasiteli lüks yolcu gemisi, Cuma günü Haiti'nin yaklaşık 90 km. uzağındaki bir koya demirledi. Bu gemiyi de 3 bin 100 yolcusuyla Florida'dan bir turizm şirketine ait gemi izledi. Yolcularının su sporları, barbekü ve alışveriş yapabilmesi için Haiti hükümetinden beş plajı bulunan Labadee Yarımadası kiralandı. Yolcuların güvenliği için özel güvenlik elemanları sağlandı. Bu arada Haiti'de yaklaşık bir hafta önce, tüm ülkeyi yerle bir eden bir de deprem gerçekleşmişti. Ölü sayısını tam olarak bilemesek de, Başkanlık Sarayı dahil, başkentte taş üstünde taş kalmadığını, ilk iki gün içinde 7 bin kişilik toplu mezarlar kazıldığını biliyoruz. Haiti Adası'nda depremde ölen herkesi gömecek yer olmadığından, ölüler başka ülkelere gömülmek üzere gönderiliyor. Üstelik yukarıdaki tatil-tatilci haberlerinde de bir gariplik yok. 2007 yılının sonunda Güneydoğu Asya'da gerçekleşen tsunami sonrası yüz binlerce insanın cesetlerinin yığınlar halinde yattığı plajlarda güneşlenen turistleri, suyun içinde şişmiş insan bedenleriyle yüzen tatilcileri  "insani" sebeplerle eleştiren ana akım medya filmi hep "felaketle" başlattığından olsa gerek bu durumları çok yadırgıyor. 

Serkan Akyıldırım
Tekel işçileriyle dayanışmak için direnişin 34. Gününde Ankara'da yapılan mitingin sonunda Tekel işçileri Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu ve Türk-İş Yönetim Kurulu'nu protesto ederek kürsüyü ele geçirdi. Buradan Türk-İş'e yürüyen işçiler binanın birinci katına çıktı. İşgal haberlerine karşı "burası bizim sendikamız, asıl işgal edenler gitsin" diyerek genel grev kararı almayan Türk-İş yönetimini protesto etti.

17 Ocak'ta Ankara'da gerçekleşen mitinge çoğu Türk-İş'e bağlı sendikaların üyesi 30 bin kişilik Tekel işçileriyle dayanışma mitingi gerçekleşti.

Aynı zamanda sendikalaştıkları için işten çıkartılan İstanbullu İtfaiyeciler ve fabrikaları özelleştirilirken haklarını kaybedecek olan şeker işçileri de mitingde yer aldı.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre 1 yılda 596 bin kişi daha işsiz kaldı. İşsizlerin oranı iş gücünün yüzde 13'ünün altına düşmezken resmi işsizlik rakamı 3 milyon 299 bin kişiye yükseldi.

TÜİK Eylül-Ekim-Kasım 2009 aylarını kapsayan hane halkı araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, 2008'in aynı aylarıyla 2009'u karşılaştırarak çalışanların istihdam ve çalışma koşullarını ortaya koyuyor.

2009'da işsizlik önceki yıla göre 1.8 puan artmış, yüzde 13'e yükselmiş. Bu 569 bin kişinin daha işini kaybettiği anlamına geliyor. İşsizlik artışı en fazla şehirlerde yaşanmış. Kentlerde işsizlik artışı oranı 2.5 iken kırsal yerlerde bu oran 0.6'lık bir artış göstermiş.

Tıpkı Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu'yu korumak için kürsünün önüne yığılan Ergenekon'un adamları gibi alanda daha pek çok Ergenekonsever vardı.

İşçilerin aidatlarıyla dinleme cihazları alan, sendika binalarında JİTEM toplantıları düzenleyen, onlarca sendikacının katili olanlar da bir anda işçi dostu kesildi.

İP, HKP, TKP ve ÖDP gibi Ergenekon soruşturmasına karşı olan partiler Türkiye çapında katılım sergiledi.

Hürriyet'in internet sitesi manşet atıyor: "Son yılların en büyük işçi eylemi." Doğan grubuna bağlı kanallar ve NTV aynı yorumları yapıyor ve eylemden uzun uzun kesitler veriyor.

Hayret! On yıllardır işçilerin ve fakirlerin hak arama mücadelelerine yer vermeyen büyük medya işçi dostu kesildi. 

Devrimci sosyalistlerin 1997 yılında partileşen örgütleri, aynı yıl gerçekleşen 28 Şubat darbesine karşı tutum alan tek örgüttü. Yayın organımız Sosyalist İşçi, diğer sol yayınların aksine 27 Mayıs darbesinin ve ordunun ilerici olmadığını birçok yazı ve makalede dile getirdi. 1996 yazında başlayan, Susurluk çetesi olarak toplumun karşısına çıkan kontrgerillaya karşı kitlesel eylem dalgasının en önünde yer almıştık.

Türkiye tarihinde ilk kez, gerçekleşmekte olan bir darbeye karşı o güne dek hiç yan yana gelmemişlerin, birlikte, sokakta başlattıkları bir hareket. 2008 yazında yargı darbesine karşı sokağa çıkmalarının ardından 70 Milyon Adım Koalisyonu kuruldu. Darbe karşıtı bu platformu başından itibaren ayakta tutan üç örgüt var: DSİP, Genç Siviller ve Mazlum-Der. 

Berk Efe Altınal
Ipsos KMG tarafından yapılan ve Milliyet Gazetesinde yayınlanan araştırmanın sonuçları oldukça düşündürücü. Araştırma ülkenin yalnızca %30'unun demokratik açılıma destek verdiği, %73'ünün ise orduyu en güvenilir kurum olarak gördüğünü açıklıyor (yüksek bir oran olsa da önceki yıllara göre oldukça düşük). Kürtçe eğitime destek ise yalnızca %21 oranında. Orduya olan güven bu kadar yüksekken, siyasilere olan güven %29, siyasal gidişatın iyi olduğunu düşünenler %33, ekonomik gidişatın iyi olduğunu düşünenler ise %23 oranında.

Araştırmanın ilgi çekici bir yanı toplumu çeşitli özelliklerine göre kategorilere bölmüş olması. Bu kategoriler, AKP'nin tabanı olduğu düşünülen Kentli Gelenekçiler ve Kırsal Statükocular, CHP'nin tabanı olduğu düşünülen Kentli Modernler, siyasetten uzak bir kesim olan Kırsal Kayıtsızlar ve ülkeyi terk etmeyi düşünen Tutunamayan Yurttaşlar. 

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kalan dört tutsakla başlattığı ortak görüşe çıkmama eylemi diğer hapishanelere de yayılıyor. Türkiye çapında PKK davasında tutuklu olanlar gibi İran PJAK örgütü üyeleri de Öcalan'la dayanışmak için ortak görüşe çıkmıyor.

F tipi hapishaneler

F tipi hapishanelerde kalanlar küçük hücrelerde tecrit altında tutulurken haftada birkaç ortak alanlarda diğer mahkûmlarla yan yana geliyor.

10 yıldır İmralı adasındaki askeri hapishanede tek başına bir hücrede tutulan Öcalan için yeni bir hapishane yapılmış ve üçü PKK'li dört siyasi mahkûm buraya sevk edilmişti. 

70'li yıllarda ülkeyi yöneten Cunta nihayet yargı karşısına çıkarken, ülkenin sağcıları hükümeti tehdit etmekten geri durmuyor.

Joel Richards
Arjantin başkanı Cristina Fernández de Kirchner helikopteri ile Buenos Aires üzerinde uçmaktayken bir radyo sinyali araya girdi: "Öldür onu, kısrağı öldür" diyordu ve ardından ülkede 30 bin işçinin, entelektüelin, öğrencinin ve politik aktivistin 'kaybolduğu' 1976-1983 arası süren cunta döneminin askerî marşı çalmaya başladı.

Başkan bu şekilde tehdit edildiği sıralarda şehrin öteki ucunda 17 adam yargılanmak üzere bir mahkeme salonuna giriyorlardı. Donanma Teknik Okulu'nda (ESMA) devasa bir dava başlamak üzereydi.

İtalya'nın güneyindeki Rosarno kasabasında yaşayan 1300 göçmen işçiyi ülkeden kaçırmak için İtalyan devleti, sağcı hükümet ve organize suç çeteleri işbirliği içerisinde hareket ediyor.

Chris Bambery
Irkçı temizlik Batı Avrupa'ya geri döndü.

İtalya'nın güneyindeki Rosarno kasabasında yaşayan 1300 göçmen işçiyi ülkeden kaçırmak için İtalyan devleti, sağcı hükümet ve organize suç çeteleri iş birliği içerisinde hareket ediyorlar. Göçmen işçiler polis güçlerince alıkonuyor ve başka bölgelerdeki merkezlere aktarılıyorlar. İtalya'nın ırkçı Kuzeyliler Birliği üyesi içişleri bakanı bunun "toplumsal düzeni sağlamak için dahice bir çözüm yolu" olduğunu dile getirdi.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası