Volkan Akyıldırım
12 Eylül'de bir çok şey gibi AKP'ye karşı bir muhalefet anlayışı da sandığa gömüldü. 26 maddelik sınırlı anayasa değişikliğini "AKP Anayasası" diye çarpıtan, 12 Eylül düzeninin devam edip etmeyeceğine dair halk oylamasını bir seçim atmosferine sokan ve geren, AKP eliyle geldiği için darbe anayasasından daha ileri düzenlemelere karşı çıkan "AKP karşıtlığına" sadece zenginler destek verdi.

12 Eylül düzeninin son bulmasına Hayır kampanyası, lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "hayır" oyu verememesiyle tarihi geçti. Referandum sonuçları, Cumhuriyet Halk Partisi'nin tabanını koruduğunu ve ama bu taban dışında kimseyi kazanamadığını gösterdi. Bir kaset darbesiyle solcu olduğu iddia edilen Ergenekon'un avukatı CHP'yi bölünme bekliyor.

12 Eylül referandumunda en ağır mağlubiyeti alan faşist MHP, iki şeyi öne çıkartarak anayasa değişikliğine 'hayır' oyu çağrısı yapmıştı.

Faşistler, demokratik açılım ve anayasa değişikliğiyle AKP'nin Türkiye'yi bölünmeye sürüklediğini iddia etti: "Vatanın bölünmemesi için hayır" sloganı öne çıktı.

Ülkücü faşistler, aynı zamanda anayasa sorununun yoksulluk ve işsizliğe bir çare getirmediğini ileri sürerek 'hayır' oyu istediler.

Doğan Tarkan
12 Eylül halk oylaması “hayır” çağrısı yapan bütün siyasetler için ağır bir yenilgi oldu. Halkın yüzde 58’i anayasa değişiklik paketine “evet” dedi ve 12 Eylül rejimi 30 yıl sonra halkın oylarıyla, halkın vicdanında yenilgiye uğradı. Şimdi 12 Eylül rejimi ile hukuki hesaplaşma süreci başladı ve “Yetmez ama Evet” kampanyasını sürdürenler 13 Eylül günü birçok kentte 12 Eylül darbesinin sorumluları hakkında suç duyurularında bulunmaya başladılar. “Yetmez ana Evet” kampanyası ayrıca küçük bir isim değişikliği ile “Yetmez! Yeni bir Anayasa İstiyoruz” kampanyasına dönüştü. Yetmez ama Evet kampanyacılarının yanı sıra kampanya boyunca 15’inci maddenin kalkmasının hiçbir anlamı olmadığını çünkü zaman aşımı olduğunu söyleyen kimi hayırcılar da 13 Eylül günü 12 Eylül darbecileri hakkında suç duyurusunda bulundular. Evet oyları yani halk “hayırcıların” da önünü açtı.

Roni Margulies
Türk solunun başlıca örgütleri Uzay Yolu dizisinin ilginç bir bölümünde oynuyor adeta.

En başta TKP, EMEP, ÖDP ve Halkevleri’nden oluşan dörtlü çete olmak üzere, hepsi her sabah bir önceki günü yeni baştan yaşıyor. Gün değişmiyor bir türlü. Yarın olmuyor.

Ve yaşadıkları gün, tam tarihini bilemiyorum, ama 1968 yılında bir gün. Ben diyeyim 13 Haziran, siz deyin 8 Temmuz.

Şöyle bir gün.

Referandum kampanyasında “yetmez ama evet” sloganı en belirleyici slogan oldu. “Yetmez” diyenler, yeni, demokratik, 12 Eylül ruhundan tümüyle kurtulmuş, çoğulcu, Kürt halkının varlığının tanındığı bir anayasa talebine sahipti. Bu talebi kampanya boyunca sık sık dile getirdi “Yetmez ama evet” diyen aktivistler ve sosyalistler.

Şimdi, “yetmez” derken kastedilen tün başlıklarda mücadeleye girmenin zamanıdır!

Şimdi, yeni bir mücadele zamanıdır.

İngiliz marksist yazar ve Sosyalist İşçi Partisi’nin en eski üyelerinden Colin Barker, kardeş gazetemiz Socialist Worker’a yazdığı  iki makalede sosyalizmin temeli olan görüşleri açıkladı. Barker, enternasyonalizmin sosyalizmin zaferi için bir zorunluluk olduğunu, sosyalizmin tek bir ülkede yaşamayacağını anlatıyor.*

Enternasyonalizm

1919 yılında, Seattle’da liman işçileri bir direniş başlatmışlardı. Direnişin sebebi, işçilerin Rusya’daki devrime karşı kullanılacak silahları gemilere yüklemeyi reddetmeleriydi. Bu direniş kısa zamanda San Fransisco ve Londra’daki liman işçilerinin katılımı ile büyüdü.

Can Irmak Özinanır
Sınıflı toplumların tarihi boyunca üst sınıflar, alt sınıfları hor görüp; onları kendi başlarına hareket edemeyecek, karar vermekten aciz bir sürü olarak yaftaladılar. Ancak toplumun en alt kesimleri her zaman direnişe geçmiş ve aşağıdan eylemiyle neler yapabileceğini göstermiştir. Farklı biçimler alsalar da tarihin her döneminde aşağıdakiler isyanlar, devrimler gibi direniş biçimleri geliştirmişlerdir. 

Şenol Karakaş
12 Eylül’de gerçekleşen referandumda soldan ve sağdan kopartılan fırtınanın gürültüsü bir kanara bırakılınca, yaşanan asıl tartışmanın AKP’nin karakteriyle ilgili olduğu anlaşılıyor. Referandumda “Hayır” kampanyası yapanların temel vurgusu, AKP’nin bir şeytan icadı olduğu yönünde. Buna göre, bir gördüğümüz AKP var, bir de “gerçek” AKP, gizli planları olan, cumhuriyet değerlerini İranvari, Humeyni yöntemleriyle ayaklar altına almak isteyen, alttan alta sivil bir diktatörlük kurmaya çalışan, faşistten daha beter olan, emperyalizmle işbirliği halinde Türkiye’ye biçilen yeni rollere halkımızı sürükleyen AKP.

Anayasa değişikliği referandumu sonucu halk ilk kez özgürlüğü tartışıyor. 30 yıl sonra en kanlı darbe ile en büyük hesaplaşma yaşanıyor. 12 Eylül düzenini yaşatan Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısı değiştirilirken darbenin ürünü olan bir kurum daha hedef tahtasında. KPSS skandalıyla çürümüşlüğü ortaya dökülen Yüksek Öğretim Kurumu'nun kapatılması gerekteğini herkes söylüyor. YÖK'ün kapatılması için başlatılacak mücadele zafere ulaşabilir. 

Onur Devrim Üçbaş
Geçtiğimiz hafta salı günü sendikaların ilan ettiği eylem günü beklentilerin de ötesinde bir başarıya ulaştı. Emeklilik yaşının arttırılmasına ve maaşların düşmesine karşı üç milyon işçi sokağa çıktı. Eylemlerin başarısı üzerine mücadeleyi yükseltmeye karar veren sendikalar 23 Eylül'de de eylem yapacaklar.

İngiltere devleti faşizme karşı mücadele eden aktivistleri davalarla yıldırmaya çalışıyor. Geçen yıl ekim ayında ırkçı İngiliz Ulusal Partisi (BNP)'nin lideri Nick Griffin'in BBC'nin Question Time programına çıkmasını protesto edenlere polis saldırmıştı. Bu olay sırasında bir polis memuruna saldırıyla suçlanan Faşizme Karşı Birleş (UAF) sözcüsü Martin Smith 7 Eylül günü suçlu bulundu.

İngiltere'de sendika liderleri, kemer sıkma politikalarına karşı ortak mücadele kararı aldılar. İşci Sendikaları Meclisi (TUC) krizin faturasının çalışanlara ödetilmesine karşı sert bir mücadeleye hazırlanıyor.

TUC'un yıllık toplantısında kesintilere karşı örgütlü mücadele kararı alındı. TUC bu kararla birlikte önümüzdeki Mart ayında ulusal eyleme gidecek. 

Meltem Oral
Gerçek Marksist gelenekteki devrimci önderler hakkında yazılan birçok biyografi, makale, inceleme var. Sınıf mücadelesine yaptıkları teorik katkılar hala harekete yön veren koca bir sosyalist külliyatı oluştururken devrime adadıkları yaşamları da incelenmeye değer deneylerle dolu öyküler.  Devrim koşullarında işçi sınıfına önderlik eden devrimcilerin bir kısmının hem özyaşamları hem de teorik katkıları ise uzun bir süre stalinizmin çarpıttığı tarihin tozlu raflarında saklı kaldı. Rosa Luksemburg da kendinden sonra gelen kuşaklar tarafından geç fark edilen devrimcilerden biri. Hakkında Türkçe’ye çevrilmiş eserlerin azlığında Türkiye solunun stalinist gelenekten besleniyor olmasının rolü büyük.

Yetmez ama EVET kampanyası  son yılların en başarılı politik kampanyası oldu. Kampanyanın  çapı tüm Türkiye'yi kapsarken toplumda yarattığı etki de referandum sonucu üzerinde belirleyici oldu.  Yetmez ama evet sloganı toplumun geniş kesimlerinin daha fazla demokrasi isteğini yansıtabildiği için geniş kesimlerce benimsendi. Bu kampanya, katılan herkese önemli deneyimler kazandırdı. 

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası