Burak Demir
"Sosyalizm kararnamelerle yaratılamayacak ve yaratılamaz da. Sosyalizm, ne kadar sosyalist olursa olsun herhangi bir hükümet tarafından kurulamaz. Sosyalizm, kitleler tarafından, tek tek her bir proleterin katılmasıyla yaratılabilir. Kapitalizmin zinciri dövüldüğü yerden kırılmalıdır." Rosa Luksemburg

Reformizm ve devrimci marksizm

Reformizm, sömürülen ya da baskı altında kalan grupların, çektikleri acılara karşı mücadele etmeye başladıklarında gösterdikleri ilk doğal tepkidir. Bu bu insanlar, mevcut toplum içinde yetişmiştir ve çoğu zaman başka bir toplum şeklinin varolabileceğini düşünmezler. Marks'ın dediği gibi, “Egemen fikirler egemen sınıfın fikirleridir”. Bu yüzden insanlar, mevcut toplumda olmasını istedikleri değişiklik taleplerini, genellikle bu toplumun temel özelliklerinin devamını varsayarak oluştururlar. Feodal toplumlarda haksızlıklara karşı isyan edenler mevcut kralın değişmesini talep ederlerdi, kralsız bir dünya değil.

Yargılanması gereken sadece 93 yaşındaki Evren ve cunta yönetimi değil. Mamak’ta, Diyarbakır hapishanelerinde işkence yapan subaylar, polisler, yüzlerce yıl ceza yağdıran hakimler ve savcılar, darbecilerle işbirliği yapan siyasiler de yargılanmalıdır. 12 Eylül’de anayasa değişikliğine ‘evet’ denirse, 12 Eylülcülerin yargılanmasının önü açılacak. 30 yıl öncesinde intikam aramıyoruz. Yeni darbelerin önünü kesmek için yetmez ama EVET!

Özden Dönmez
MGK yine eski hamam eski tas. Geçen hafta ateşkesin üstüne yaptığı toplantıdan teröre taviz vermeyeceğiz kararı çıktı. Bu karar Türkiye’de halkların tercihine göre değil, devletin tercihine göre verilmiş bir karar. Oysa Türkiye’de halklar barış istediğini daha nasıl ifade edebilir ki?

Tabii ki savaşın devam ettiği bir ülkede askerlerin sözünün geçmesi normal, askerlerin sözünün geçtiği bir ülkede de savaşın devam etmesi normal.

PKK’nin eylemsizlik kararı beklendiği gibi tüm toplumda bir rahatlama yarattı. PKK 20 Eylül’e kadar eylemsizlik kararı aldığını açıkladı. Son bir buçuk ayda hemen her gün gerçekleşen çatışma ve ölümlerin 20 Eylül’e kadar durması anlamına geliyor bu eylemsizlik kararı.

PKK’nin eylemsizlik kararına devlet ve hükümet bir dizi eylemle yanıt vermelidir:

1. Hükümet, ateşkes ilanının Kürt halkının sorunlarının sona erdiği anlamına geldiğini zannetmemelidir. Tüm ateşkes dönemlerinde olduğu gibi ölümler durduğunda sorun unutulmamalıdır.

Bir sosyalist nasıl 'evet' der?
Yetmez ama EVET kampanyasını yürüten aktivistlerin sokakta en fazla karşılaştığı soru bu. Sosyalist İşçi'nin 'yetmez ama EVET' manşetine bu tepkiyi verenler iki gruba ayrılıyor: Çoktan ulusalcı olmuş ama kendini hâlâ solcu zannedenler ve solcululuğun 'hayır' demek olduğunu sananlar. İki gruba da yanıtımız aynı:

Bir solcu darbeci generallerden, Hrant'ın katillerinden, faşistlerden ve milliyetçilerden yana olamaz.

Roni Margulies
“Sovyetler Birliği’nin dağılışının ardından ve 12 Eylül’ün de etkisiyle, Türkiye solu, ideolojik anlamda… çok büyük bir gerileme yaşadı. Her sene yoğunluğu artarak devam eden eleştiri, tartışmalar; Sovyetler Birliği’nde olan her şeye, proletarya diktatörlüğüne, işçi tanımına, sınıf mücadelesinin şekli ve seyrine, ülkemizdeki mücadele geleneğine, anti-emperyalist ulusal savaşımıza ve en sonunda Marks ve Lenin’in kendisine geldi dayandı… Merkezinde işçi sınıfının ideolojik ve pratik önderliği bulunan devrimci mücadele değil; elbette ki solcuların kayıtsız kalamayacağı ama varlık sebepleri haline de getiremeyeceği kadın hakları, çevrecilik, etnik ve dini sorunlar üzerinden şekillenen siyasi programlar ilerici sayıldı…

Alex Callinicos
İki dipli bir ekonomik durgunluk üzerine spekülas- yonlar finans piyasaları için neredeyse bir takıntı haline geldi. ABD Merkez Bankası, Federal Rezerv Kurulu Amerikan ekonomisinin tekrar çamura saplanmasından büyük endişe duyuyor.

Geçtiğimiz hafta finansal sisteme para pompalamaya devam edeceklerini duyurdular. Pazarlar ise buna bulabildikleri her şeyi satarak cevap verdi.

Ancak iki çöküşlü bir durum üzerine endişelenmek başlamak için yanlış yer olabilir. Bill Clinton döneminde Çalışma Bakanlığı yapmış Keynesyen iktisatçı Robert Reich’ın söylediği gibi “Hala büyük tek bir krizin içindeyiz.”

Pakistan'da sel felaketinde ulaşılabilen bölgelerde 2000 kişinin öldüğü tespit edilebilmiş. Afet bölgelerine ulaşıldıkça bu sayının çok daha fazla olacağı söyleniyor. Felaketten doğrudan etkilenen insanların sayısı 20 milyon olarak açıklandı. 3.5 milyondan fazla çocuğun kolera, tifo, sıtma, sulu ishal, dizanteri ve hepatit gibi hastalıkların tehdidi altında olduğunu belirtilmekte. Yoksul Pakistan halkı büyük bir trajedi yaşıyor, ölüm kalım savaşı veriyor. Biz bütün bu yaşananlar karşısında büyük bir üzüntü ve öfke duyuyoruz.

Yuri Prasad
İklim felaketi yoksul ülke Pakistan’ı vurdu. Muson yağmurlarının aşırı yağışı sonucu oluşan selden 1600 insan öldü. On binlerce insan evlerini terk etti. Selden 17 milyon kişinin etkilendiği tespit edildi. İklim felaketi kadar bu felaketi yaratan düzen de ölüyor. Pakistan egemen sınıfının sel felaketi karşısında aldığı tutum diğer ülke egemenlerinin benzer bir durumda nasıl davranacağını gösteriyor.

Pakistan'ın büyük kısmında yaşanan sel felaketi, 13 milyondan fazla kişinin sağlığını ve güvenliğini tehdit ediyor. Ancak bu felaket karşısında hem Pakistan hükümetinin hem de uluslararası toplumun tepkisi acınacak derecede yetersiz.

Referandum 12 Eylül’de. 13 Eylül’de bugünkünden farklı koşullar oluşmuş olacak.

Ya evet oyları kazanmış olacak, ya da hayır oyları.

“Yetmez ama evet” kampanyasında aktif bir faaliyet içindeyiz ve “evet” oylarının eze eze kazanması için mücadele ediyoruz.

Mücadele ediyoruz çünkü 13 Eylül’de, “Hayır”cıların hiçbir gerekçesinin olmaması gerekiyor. “Az daha kazanıyorduk” bile diyememeliler.

Rıfat Solmaz
“Yetmez ama evet” kampanyası, son yılların en etkili kampanyası. En çok tartışılan, ‘evet’ ya da ‘hayır’ diyen tüm toplumsal kesimlerin hakkında laf etmek zorunda kaldığı, referandumun en çok tartışma yaratan başlığı oldu “Yetmez ama evet” sloganı.

Tartışmalar zaman zaman garip bir hal alıyor. Dostu düşmanı karıştıranlar oluyor. “Yetmez ama evet” diyenler, siyasi açıdan çeşitlilik arz ediyor. Bu çeşitliliğin içinde biz sosyalistler de yer alıyoruz. Bu kampanyada çok önemli bir rol oynuyoruz.

Ozan Tekin
"Komünistlerin kuramsal ifadeleri asla şu ya da bu dünya düzelticisinin icat ettiği ya da keşfettiği fikirlere, ilkelere dayanmaz. Onların söyledikleri yalnızca, mevcut bir sınıf mücadelesinin, gözler önünde cereyan eden bir tarihsel hareketin somut ifadeleridir."

20. yüzyılın en önemli marksist teorisyenlerinden Lev Troçki’yi tanımlamak için, Karl Marks ve Friedrich Engels’in 1848 yılında işçi sınıfının ilk uluslararası siyasal örgütü olan Komünist Birlik için yazdıkları Komünist Parti Manifestosu’ndaki bu ifadelerden daha iyisi bulunamazdı. 1879’da Ukrayna’da küçük toprak sahibi bir Yahudi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelen Troçki, öğrencilik yıllarında Rusya’da Çarlık’a karşı mücadele eden devrimci gruplarla tanıştı, marksist oldu. İlk kez 19 yaşındayken illegal örgüt üyeliğinden hapse atıldı. Bundan sonra, hayatının tümü işçi sınıfının devrimci mücadelesinin içinde geçti.

Şenol Karakaş
Anayasa değişikliği paketi, neredeyse yüz yıl sonra, yeniden “sosyal reform, sosyal devrim” tartışmasını gündeme soktu. Yalnız bu sefer taşlar daha değişik bir şekilde diziliyor. Rosa Luksemburg, Alman Sosyal Demokrat Partisi içinde 1900’lü yılların başında reformizmle tartışırken, sorun, reformları tüm hareketin amacı olarak gören reformistlerdi. Kapitalizm hakkında hurafelere dayalı olduğu kısa sürede açığa çıkan analizlerine dayanarak, sosyal devrimlerin gereksiz olduğunu çünkü kapitalizmin yaşadığı değişimlerin iç çelişkilerini azalttığını savunan reformistler, adaletli bir toplumun barışçıl yollarla, devrime gerek olmadan kurulması gerektiğini iddia ettiler.

OPERASYONLAR DURDURULSUN, BARIŞ OLSUN!

Dünyada emperyalist işgallerin yarattığı savaşların sürdürdüğü, Ortadoğu’da savaş tehdidinin gündemde tutulduğu ve Türkiye’de kalıcı barışa olan ihtiyacı en üst boyutta dile getirdiğimiz bir dönemde 1 Eylül dünya barış gününe hazırlanıyoruz.

Gelin, 1 Eylül’de güçlerimizi ve sesimizi birleştirip sokaklara çıkalım. “Operasyonlar durdurulsun BARIŞ olsun” diye haykıralım. Sessimiz ve dayanışmamız, savaşın acılarıyla yananlara umut olsun. Barış halkların, kadınların ve çocukların geleceğine dair bir umut sunsun.

Dünyada silahlanma için harcanan para geçen yıl 1,5 trilyon Dolara ulaştı. Stockholm Barış Araştırma Kurumu SIPRI’nin verdiği bilgiye göre geçen yıl silahlanma harcamaları yüzde 5,9 oranında artarak 1,5 Trilyon Dolar’ı buldu. Raporda son on yıl içinde dünya çapında silahlanmanın yüzde 49 oranında arttığı bildirildi.

Dünyadaki toplam silahlanma harcamalarının yüzde 54’ü ABD tarafından yapıldı. ABD 2009 yılında, Çin’in silahlanma için ayırdığı bütçesini (100 Milyar Dolar) altıya katlayarak tam 661 Milyar Dolar harcadı. ABD’nin silahlanma harcamalarını arttırmasına, Afganistan’daki işgal kuvvetlerini iki misline çıkarması neden oldu. 

Darbecilerin hazırladığı 12 Eylül anayasasındna kurtulup yeni, demokratik, sivil bir anayasaya sahip olmak isteyenlerin yürüttüğü yetmez ama evet kampanyası tüm Türkiye'de devam ediyor. Kampanya kapsamında İstanbul, Ankara ve İzmir'de bir dizi etkinlik yapıldı. Sokakta bildiler dağıtan,paneller örgütleyen yetmez ama EVET aktivistleri referadum yaklaştıkça kampanyaya daha da hız verecekler.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası