sosyalist isci 362Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'Türkiye'nin birincil sorunu Kürt sorunudur' dedi.
İlk kez devletin en yüksek organında yer alan bir isim sorunu adıyla sanıyla ve boyutuyla tespit etti.
Ne hükümetin ne de muhalefet partilerinin görüşmediği ve dışlama siyaseti izlediği DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'le Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde 1 saat görüşen Abdullah Gül, Kürt sorununun çözümünün de sinyallerini verdi: ''Türkiye'de demokrasi standardı yükseldikçe Kürt sorunu dahil tüm sorunlar otomatik olarak sorun olmaktan çıkar. Hep beraber buna odaklanmamız lazım."

Roni Margulies 2000 yılında yazdığı bu makalede “proletarya diktatörlüğü nedir” sorusuna yanıt veriyor.
Sosyalizm işçi sınıfının kendi eseri olacaktır. Sosyalizmi ancak işçi sınıfının kendi kitlesel eylemi yaratabilir.
Niye? Niye işçi sınıfı da, köylülük veya yoksullar veya halk değil? Niye işçi sınıfının kendi eseri de, işçi sınıfının çıkarları doğrultusunda hareket eden bir sosyal demokrat partinin veya özverili gerillaların veya ilerici subayların eseri değil?

Şenol Karakaş
Marksizmi eleştirmek, değiştirmek isteyenler, bir yolunu bulup mutlaka 1917 yılında Rusya’da gerçekleşen Ekim devrimine bir çift laf etmeden geçemiyor. Bunun son örneği Oya Baydar’ın Taraf gazetesine veda ettiği yazısı.
Oya Baydar şöyle yazıyor: “Altan’ın yazısında kullandığı “sıkı” sosyalist nitelemesinden ne kastettiğini anlayamadım. 1917’ye takılmış nostaljik beton kafalardan söz etmek istiyorsa, bir yayın yönetmeni olarak yazarlarının yazılarını okuyup okumadığı sorusu takılıyor kafama.

10-17 Mayıs “Engelliler” Haftası: En büyük engel kapitalizm, onların hiç bir hakkı yok!
Kapitalizmin savaşla, kanla, kitlesel katliamlarla dolu tarihi, her seferinde arkasında hastalık, açlık ve binlerce sakat bıraktı. Yaşadığımız toplumun yapısı, yetersiz beslenme, çevre kirliliği, işyeri güvenliği eksikliği gibi sorunlar yaratıyor, bu sorunlar da sakatlıklara sebep oluyor. Hastalıkların tedavisine ve sakatların bakımına yönelik hizmetler de kâr edilebilecek alanlar haline getirildiğinden beri, egemen sınıf, sebep olduğu yıkımı onarmaya dahi yanaşmıyor.

Mardin'in Mazıdağı ilçesinde geçtiğimiz günlerde bir düğünün basılması ve 44 insanın katledilmesinin ardından medyada her kafadan bir ses çıkmaya başladı.
Bazı yazarlar bu durumun Kürtlerin doğasında olduğunu bile söylediler. Ancak katliamdan kurtulanların ifadeleri ve kısa süre içerisinde zanlıların yakalanması önümüze farklı bir şey getiriyor.
Görünen o ki bu katliamı yapanlar köy korucuları. İçişleri Bakanı Beşir Atalay da kullanılan silahların devlete ait olduğunu açıkladı. Bu olay köy korucularının işlediği ne ilk suç ne de son olacak. İnsan Hakları Derneği’nin yayınladığı bir raporda korucular tarafından gerçekleştirilen insan hakları ihlalleri sıralanıyor.

Doğan TARKAN
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Kürt sorununun Türkiye'nin en önemli sorunu olduğunu ifade etti. Açık ki Gül'ün bu açıklaması kendi kişisel görüşü değil. Gül devletin bu konudaki yeni yaklaşımını ifade ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulduğu gün de Türkiye'nin en önemli sorununun Kürt sorunu olduğunu biliyordu. Yeni bir ulus devlet yaratılmak isteniyordu ve ortada Türklerin yanı sıra büyük bir azınlık olarak Kürtler vardı.

Ferhan Şensoy, Nedim Saban, Genco Erkal, Zuhal Olcay...
Saygın isimler hiç darbe yapar mı? Bu Ergenekon korosunun en sevdiği şarkı. İlhan Selçuk, Mustafa Balbay ve Türkan Saylan için söylendi. Ancak "saygın isimler darbe yapmaz" yalanını bozan yine o "saygın" isimler oldu. Tiyatrocu Ferhan Şensoy sahneden darbe çağrısı yaptı. Nedim Saban, Genco Erkal, Zuhal Olcay gibi isimlerin öncülüğünde harekete geçen darbe yanlısı tiyatrocular İstanbul'da yürüyüşe hazırlanı- yor. Tam da darbeci örgütlenme Atatürkçü Düşünce Derneği'nin Ankara'daki Ergenekon'u savunma mitinginden bir gün sonra!

2003-2004 yılları arasındaki darbe girişimlerinde adı geçen 3 kuvvet komutanı daha Ergenekon savcıları tarafından ifade vermeye çağrıldı. Darbe Günlükleri'nin yazarı Özden Örnek ile Günlükler'de adları geçen Aytaç Yalman ve İbrahim Fırtına darbe girişimlerini anlatacak.
Alper Görmüş yönetimindeki Nokta Dergisi Darbe Günlükleri'ni 2006'da yayımlamıştı. Dergi, hemen polis tarafından basılmış, sahibi aldığı tehditlerden dolayı dergiyi kapatmıştı.

Roni Margulies
“Yurtsever Aydınlar Serbest Bırakılsın!” başlığının altında şu cümleler var:
“Türk tarihine küfredercesine, adına ‘Ergenekon’ denilen bir ABD tertibiyle karşı karşıyayız. Bu tertiple, yurtsever aydınlarımız, emperyalizmin ülkemize karşı girişeceği yeni saldırılarda saf dışı edilmek istenmektedir.
Türk yurtseverlerinin, en duyarlı kesiminin uydurma belge ve asılsız iddialarla tutuklandığı bu süreçte hukuk ayaklar altına alınmıştır.
Bizler, insanlık tarihinde eşine rastlanmayan bir hukuk skandalına ve zalimce bir insan hakları kıyımına tanık olmaktan utanç duyuyoruz.
Ergenekon Tertibi çökecek, Türkiye kazanacak!”

Sendika isteyene biber gazı
Mersin'de polis grevci işçilere saldırdı

PSA-Akfen ortak girişimi bünyesindeki Mersin International Port (MIP) tarafından işletilen Mersin Limanı'nda çeşitli bahanelerle işten çıkarılan işçiler, eylemlerini 126. gününde de sürdürdü.
İşçiler, sabah saatlerinde liman girişini tutarak çalışmaya devam eden işçileri getiren servislerin önünü kesti. "Cesedimizi çiğnemeden geçemezsiniz", "126 gündür burada işimize dönmeyi bekliyoruz" sloganlarını attılar.

Gürcistan'da Rus yanlısı darbe girişimi başarısız oldu. Darbeciler, tıpkı Türkiye'deki darbeciler gibi teknik takibe yakalandı. İki aydır izleniyorlardı.
Mukhrovani askeri üssünden isyan başlatmak isteyen darbecilerin lideri eski özel Kuvvetler komutanı halen kayıp.
Darbe, NATO harekatından kısa bir süre önce gerçekleştirilmek istendi. 2004'te devlet başkanı olan Mihail Saakaşvili batı yanlısı. Rusya ise seçildiği günden itibaren Saakaşvili'yi devirmek için elinden geleni yapıyor.

ABD’nin savaşı Afganistan’dan Pakistan’a sıçrıyor
Simon Assaf

Hidra, Yunan mitolojisinde ismi geçen dokuz başlı canavardır. Başlarından biri kestiğinizde yerine iki tane daha baş çıkar. Bu efsane Batı’nın Afganistan ve Pakistan’da içine düştüğü durumla çok fazla benzerlik taşıyor.
8 yıllık işgalin ardından sözümona kazanılan “kalplerin ve zihinlerin” savaşında işgal derin bir krize doğru sürükleniyor. Afganistan’daki direnişe destek veren Pakistan Taliban’ının geçen ay ülkenin başkenti İslamabad’ın 100 km. kuzeyindeki Buner bölgesini kontrol altına alması dünya çapında bir panik yarattı.

İşsizliğin etkileri sürüyor. Patronlar için işsizlik bulunmaz bir bahane yaratıyor. En son Mersin’de liman işçileri kriz bahanesiyle işten çıkartıldıklarını ama patronun hemen yeni işçiler aldığını söyleyerek eylem yaptı.
Aylardır süren eylemler var. Zaman zaman patlayan işyeri işgalleri var.
Öte taraftan işten işçi çıkartmalar da sürüyor. Özel sektörde örgütlü sendikalar güç kaybediyor. DİSK’e üye binlerce işçi işten çıkartıldı. Sadece DİSK değil, örneğin Petrol-İş Sendikası’na üye 1500 işçi son altı ayda işinden oldu.

Volkan Akyıldırım
Savaşa, yeni-liberal politikalara, iklim değişikliğine ve ırkçılığa karşı kampanyalarda mücadele eden aktivistler şimdi yeni bir kampanyaya hazırlanıyor: İş-İklim-Adalet.
Kasım 1999'da ABD'nin Seattle kentinde Dünya Ticaret Örgütü'nün anti-kapitalistler, sendikalar, sosyal hareketler tarafından engellenmesi bir dönüm noktasıydı. Küresel sermaye 1970'lerin ortasından itibaren tüm dünyaya özelleştirme politikasını dayatmıştı. Kamu sektörü şirketlere kâr alanı olarak açılırken, 6,5 milyar insanın hayatı piyasa ekonomisinin insafına terk edilmişti. Küresel kapitalizmin mağdurları Seattle'da yan yana gelerek artık yeter dedi.

Başbakan Tayyip Erdoğan’a göre kriz bitti. Zaten Türkiye ekonomisi krize bağışıktı. Eh bittiğine göre de problem yok! Sadece Türkiye ekonomisinin daralması ve işsizliğin çığ gibi büyümesi değil, hükümetin anlaşmaya zorlandığı IMF’de tam tersini söylüyor. Alex Callinicos, “kriz bitti” iddialarına yanıt veriyor.

Ekonomik düzelmenin göstergesi "yeşil tomurcuklar"ın her yerde filizlendiği fikri bazı ekonomi uzmanları arasında yaygın kabul görmeye başladı. Bunun göstergesi olarak, borsaların ciddice bir şekilde yükseliyor olmasını öne sürüyorlar.

Şenol Karakaş
Marksizm günümüzü açıklıyor mu? Tartışmalara daha dikkatle bakıldığında toplumsal meseleler hakkında şu ya da bu tartışmayı yürütenlerin temel meselesinin bu soru olduğu görülüyor.
Marksizm güncel mi? Toplumsal olayları açıklamak için geçerlilik süresi doldu mu dolmadı mı?
Bu sorunun ilk bakışta kaba görünecek bir yanıtı var: İşçi sınıfı var olduğu ve mücadele ettiği sürece marksizm güncel kalmaya devam edecek.
Bir teorinin gücü, olayları açıklama yeteneğindedir. Marksist teorinin gücü ise olayları bir de işçi sınıfı açısından açıklama yeteneğindedir.

İrem Nur Aksu
İran’da devrim ve karşı-devrim
Türkiye’de solun yıllardır kafasını karıştıran ve saflaşmaya neden olan başlıklardan siyasal islam ve başörtüsü meselesi AKP’nin iktidara gelmesiyle beraber tekrar canlanan bir tartışma konusu oldu. Z Yayınlarından çıkan, İngiltere’ deki Socialist Workers Party’ nin bir üyesi olan Phil Marshall’ ın kaleme aldığı “İran’da Devrim ve Karşı Devrim” adlı kitap siyasal islamın karakterini ve Türkiye’ de AKP’ nin iktidar olması etrafında dönen bir dizi şeriat tartışmasında İran Devrimininin örnek olarak gösterilmesi açısından önemli bir kaynak.

Medya siyasetle dün de ilişkiliydi, bugün de ilişkili. Tabii yarın da ilişkili olacak gibi. Çünkü aslında medyanın dokusu ve varlığı  siyasetle örülü. İrdelenmesi gereken ise,  ilişkinin kamunun doğru bilgilendirilmesini perdeleme işlevi görüp görmediği konusu. Bir de tabii, sancılı mücadelelerle temel insan hakkı olarak kabul edilip tescillenen ifade özgürlüğünün ne denli serbestçe kullanılabildiği...

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası