BDP milletvekili Bengi Yıldız'ın grup toplantısında Kürtçe konuşmasına sinirlenen TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, tıpkı bir MHP’li gibi konuştu.

Meclis başkanı, "Siyasi partiler, tüzük ve programlarının yazımı ve yayımında, kongrelerinde, açık ve kapalı salon toplantılarında ve propagandalarında Türkçe'den başka bir dil kullanamazlar. Bu yasalarımızda açıkça bellidir. Dolayısıyla siyasi partilerimiz de bu yasalar çerçevesinde faaliyette bulunmalıdırlar" diyerek resmi ideolojinin ırkçı ve asimilasyoncu baskısını savundu.

KCK davası olarak bilinen ve 102’si tutuklu, 154 Kürt siyasetçinin ve demokrasi ve insan hakları savunucusunun yargılandığı dava, devletin, Kürtçe savunmaya izin vermemesi nedeniyle kilitlenme aşamasına geldi.

KCK’nin aldığı karar ile 2011’de yapılacak genel seçimlere kadar uzatılan ateşkes ile birlikte bir yandan barış umutları yeniden canlanırken, bir yandan devletin, Kürtçe savunmaya izin vermeyerek KCK davasını kilitlemesi çözümün göründüğü kadar kolay olmadığını gösteriyor.

Sosyalistler açısından çok yoğun ve sert bir mücadele dönemi geride kaldı. 12 Eylül referandumu sırasında sürdürülen “Yetmez ama evet” kampanyası, bir dönemin son mücadelesi oldu. Statükocular, milliyetçiler, ırkçılar ağır bir mağlubiyet aldı. Bu kampanya çok sert geçti. Sadece solun, “Ulusalcı sol” ve devrimci enternasyonalist sol olarak bölünmesi anlamında değil. Doğru. Solda böyle bir bölünme yaşandı. Sosyalistler, “Yetmez ama evet” diyen enternasyonalist sosyalistler bir yanda, kemalizmi ilericilik sanan, statükocu, milliyetçi sol bir yanda kaldı. Ama asıl önemli olan soldaki bu bölünmenin nihai biçimler alması değil. Asıl önemli olan, referandumdan sonra, yeni, yepyeni bir siyasal mücadele dönemine girilmiş olması.

Burak Demir
NATO üyesi ülkeler, 19-20 Kasım 2010 tarihlerinde Lizbon'da yapılacak olan ve 'NATO'nun yeni stratejik konsepti'ni ele alacakları zirveye hazırlanıyorlar. 14 Ekim'de Brüksel'de, Lizbon zirvesine hazırlık niteliğinde NATO Savunma ve Dışişleri Bakanları Toplantısı yapıldı.

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen'in  Brüksel'deki zirveye sunduğu rapora göre 'yeni stratejik konsept', NATO üyesi ülkelerde yaşayan 900 milyon insanın "çağdaş tehditlere karşı çağdaş savunma yöntemleriyle" savunulması için gereken önlemleri içeriyor.

Milyonlarca insan dünyada bir şeylerin çok yanlış gittiğinin farkında. Onlar sefaletten, eşitsizlikten, savaştan ve ırkçılıktan bıkmış durumda başka bir şekilde işleyen bir toplum arzuluyor. Aynı zamanda çoğu kapitalizmi yıkmanın imkansız olduğunu düşünüyor.

Ancak- işçilerin üretim araçlarını kolektif olarak kontrol altına aldıkları ve demokratik bir planlama süreciyle herkesin ihtiyaçlarını karşıladıkları- sosyalist bir devrim mümkün!

Özden Dönmez
İstanbul Taksim Meydanı’nda TAK isimli örgütün üstlendiği bombalı intihar saldırısı gerçekleşti. Bu eylem barışın konuşulduğu, Öcalan ile müzakereleri hükümetin, Başbakan’ın da inkar etmediği bir dönemde gerçekleşti.

Ancak Sebahat Tuncel’in de Marksist.org’a verdiği röportajda belirttiği gibi bugün evet diyen %58 ile boykot edenler barış istiyor, değişim istiyor. Bu sese kulak vermemek mümkün değil. Bu sese kulak vermeyen siyasiler, savaştan yana tutum alanlar toplumun büyük çoğunluğuna sırtlarını dönerler.

Türkiye ekonomisi 2010 yılının ilk 10 ayında yüzde 11.7 oranında büyüdü. Burjuva gazeteleri bu dönemden Türkiye’nin Çin’den sonra en hızlı büyüme gösteren olmasıyla övünüyor. Çin ve Türkiye’nin bir ortak noktası var, her iki ülkenin ekonomileri ucuza işçi çalıştırarak büyüyor.

2008 sonbaharında başlayan küresel krizle birlikte eksiye geçen Türkiye ekonomisi, 2009'un birinci çeyreğinde yüzde 14,5'lik bir oranda daralmıştı. 

Roni Margulies
Türkiye’de sosyalistler ne ister? Hangi somut talepleri ileri sürer?

Bilemediniz, değil mi? Biraz düşünün, n’olur.

Olmuyor mu? Evet, ben de bulamıyorum.

“Türkiye’de sosyalist olduğunu iddia edenler sosyalizm ister” diyebiliriz.

“Türkiye’de sosyalist olduğunu iddia edenler devrim ister” diyebiliriz. Bu talep “Tek yol devrim” sloganında ifadesini bulur.

Şenol Karakaş
Son zamanlarda Türkiye’de muhalif olan ama tam da sizin istediğiniz gibi muhalefet etmeyenleri kötülemek mi istiyorsunuz? Yapmanız gereken basit, birkaç cümle kurun ve cümle içinde “Liberal”, ya da daha kabaca “liboş” gibi terimleri geçirin.

Yeterlidir.

Artık bir tür muhalefet açısından düşmanlar arasına katılmışsınızdır.

Can Irmak Özinanır
Son yıllarda liberalizm, sol içinde bütün bağlamından soyutlanarak hakaret yerine kullanılan bir sözcük hâline geldi. Eskiden her beğenmediğine faşist demek modaydı, şimdi bunun yanına bir de liberal eklendi.

Saf Kemalistlerden, utangaç Kemalist ulusal solculara kadar bu sözcüğü kullanma alanı konusunda geniş bir uzlaşı var: Darbeye karşı mücadele ediyor, statükonun gerilemesinden yana tavır alıyor, Kürt halkına, başörtüsüne özgürlük talep ediyorsanız liberalsiniz. Oysa ne liberalizm onların tariflediği gibi bir şey, ne de Marksistler liberalizme karşı böyle mücadele ederler.

Avrupa işçi sınıfı krizinin faturasını ödemeyi reddediyor ve ekonomik saldırılara karşı direniyor. Grev silahını kullanıyor, yani üretimden gelen gücünü kullanıyor. İşçilerin grev kendilerini işsizlik bekleyen yüz binlerce öğrenci ve yoksullar tarafından destekleniyor. Zaman zaman genel bir direnişe dönüşüyor.

Türkiye işçi sınıfı ise sendikasızlıktan ve örgütsüzlükten dolayı ne grev silahını kullanabiliyor, ne de ekonomik ve sosyal kararlar karşısında birleşik ve kitlesel bir tepki veremiyor.

Fransa'da emeklilik yaşının 60'tan 62'ye yükseltilmesini öngören yasa tasarısının senatodan ve meclisten geçmesi üzerine ülkede aylardır devam eden hareketin zayıfladığına ilişkin pek çok tartışma yaşandı. Yeni Antikapitalist Parti (Nouveau Parti Anticapitaliste-NPA) lideri Olivier Besancenot, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada tatilin bitmesi ve liselilerin tekrar okullara dönmesinin sokaktaki mücadeleyi canlandıracağını inandığını söylüyordu.

Büyük bir değişim rüzgarının ürünü olarak ABD Başkanı seçilen Barack Obama bu koltuktaki ikinci yılını doldurmak üzereyken, Demokratlar, Kongre ara seçimlerinde kan kaybederek Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Cumhuriyetçiler’e kaptırdılar. Bu, Cumhuriyetçiler’e, Obama’nın Kongre’ye getirdiği yasal düzenlemelerin önünü kesme fırsatı veriyor.

Marksizm2010 güz toplantıları, üç gün boyunca binden fazla insanın katılımına sahne oldu. Taksim’de toplantıların yapıldığı yerin 30 metre ilerisinde gerçekleşen intihar eylemi nedeniyle dördüncü günü yapılamayan Marksizm2010’a 12 Eylül referandumu sonrası nihai sonuçlarına varan soldaki yarılma ile Karl Marks’ın devrimci fikirleri damgasını vurdu.

559. sayı - 30 Mart 2016 (pdf)

Abone olun

Dostlarımız

Marksist.org

Marksizm 2013

dsip
















Su Hakkı Kampanyası